
“Türkiye’nin ödeme sistemleri know-how’ını globale taşıyoruz”
Geleneksel ödeme sistemlerinin yerini, modüler ve bulut tabanlı çözümlere bıraktığı küresel fintek dönüşümünde öne çıkan PayCore, Türkiye’de ürettiği güçlü teknoloji ve mühendislik birikimini dünyaya ihraç ediyor. PayCore Genel Müdürü Mustafa Bezeklioğlu, “Türkiye’de edindiğimiz bilgi birikimini artık küresel pazara taşıyoruz” diyor…
Finansal servislerin tamamen dijitalleştiği, hız ve esnekliğin yeni standart haline geldiği günümüzde ödeme sistemleri ekosistemi köklü bir kabuk değişimi yaşıyor. Bankalar, fintek şirketleri ve dijital platformlar için uçtan uca modüler finansal altyapı çözümleri sunan PayCore, bu küresel dalganın en ön safında yer alıyor. Son iki yılda gerçekleştirdiği büyük altyapı modernizasyonunu Ocean 3.0 platformuyla taçlandıran şirket, Türkiye’nin ödeme sistemleri know-how’ını Avrupa’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyaya taşıyor.
PayCore Genel Müdürü Mustafa Bezeklioğlu ile finansal teknolojilerdeki küresel dönüşümü, şirketin yeni nesil bulut tabanlı vizyonunu ve global pazardaki büyüme stratejilerini konuştuk.
Küresel ödeme sistemleri dünyası hızla dönüşüyor. Siz bu dönüşümü nasıl değerlendiriyor ve PayCore’un bu dönüşümdeki rolünü nasıl tanımlıyorsunuz?
Ödeme sistemleri dünyası artık sadece kart basan ya da POS işleten bir yapı olmaktan çıktı. Finansal servisler tamamen dijitalleşiyor ve gerçek zamanlı hale geliyor. Bulut teknolojileri, yapay zekâ destekli fraud yönetimi, dijital cüzdanlar, açık bankacılık, gömülü finans ve API ekonomisi artık sektörün temel yapı taşları haline geldi. Bugün dünyadaki büyük dönüşümün merkezinde aslında üç ana başlık var. Bu üç ana başlık; hız, esneklik ve operasyonel verimlilik. Özellikle Avrupa ve Amerika’da bankalar ve fintekler artık büyük ve ağır sistemler yerine daha modüler, bulut tabanlı (cloud-native) ve servis odaklı yapılara yöneliyor. PayCore olarak bu dönüşümü sadece izleyen değil, şekillendiren öncü kurumlardan biriyiz. Bugün odağımız; bankaların, finteklerin ve ödeme kuruluşlarının önümüzdeki 10 yılını taşıyabilecek modern finansal altyapılar kurmak. Çünkü artık mesele sadece teknoloji üretmek değil; aynı zamanda kritik finansal operasyonları güvenli, kesintisiz, regülasyonlarla uyumlu ve sürdürülebilir şekilde yönetebilmek.
PayCore olarak biz de tam bu noktada konumlanıyoruz. Yalnızca yazılım geliştiren bir şirket değil; finansal kurumların ödeme sistemleri ihtiyaçlarını altyapısı, uygulamaları ve operasyonlarıyla birlikte uçtan uca yöneten bir “Payments as a Service” sağlayıcısı olarak hareket ediyoruz.
“SİSTEMİ MÜŞTERİNİN İHTİYACINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİYORUZ”
PayCore’u tekil bir ödeme ürünü sağlayıcısı değil, finansal altyapı platformu sunan bir çözüm ortağı olarak tanımlıyorsunuz. Sizi diğer ödeme sistemleri şirketlerinden ayıran temel fark nedir?
PayCore’u farklılaştıran en önemli konulardan biri, ürün ve altyapılarımızın son derece esnek, modüler ve ölçeklenebilir bir mimariye sahip olması. Platformlarımız API-first yaklaşımıyla geliştiriliyor. Bu sayede entegrasyon süreçleri hızlanıyor, müşterilerimizin pazara çıkış süreleri ciddi şekilde kısalıyor.
Aynı zamanda parametrik ve multi-tenant (çoklu kurum desteği) yapımız sayesinde farklı ölçeklerdeki kurumların ihtiyaçlarına uygun çözümler sunabiliyoruz.
Bir büyük banka ile yeni kurulmuş bir dijital banka ya da fintekin ihtiyaçları doğal olarak aynı değil. Bir ulusal switch projesiyle dijital cüzdan projesi de aynı değil. Eğer mimari esnek ve modüler değilse ölçeklenemez. Bir müşteri sadece kart yönetimiyle başlamak isterken başka bir kurum yalnızca acquiring tarafını kullanabiliyor. Bir diğer kurum takas ve mutabakat altyapısını tercih edebiliyor. İhtiyaç büyüdükçe diğer katmanlar sisteme ekleniyor. Yani müşteriyi kendi sistemimize zorlamıyoruz, sistemi müşterinin ihtiyacına göre şekillendiriyoruz. İkinci önemli farkımız ise gerçek ve yüksek hacimli finansal operasyonları yöneten processing şirketi olmamız.
Ödeme sistemleri dünyasında teorik bilgi tek başına yeterli değil. Yüksek hacimli işlemlerin geçtiği sistemleri yönetmek, regülasyonlara eksiksiz uyum sağlamak, operasyonları hatasız yürütmek, kesintisiz hizmet vermek ve kriz anlarını yönetebilmek ciddi bir deneyim ve organizasyonel yetkinlik gerektiriyor. Bugün PayCore olarak, Türkiye’de bankacılık ve e-para sektörleri de dahil olmak üzere ödeme sistemleri ekosisteminin önemli bir bölümüne hizmet sunuyoruz. Aynı zamanda 10’dan fazla ülkede teknoloji ve ödeme işleme hizmeti veriyoruz. Her ay milyarlarca finansal işlemin geçtiği kritik ödeme altyapılarını yönetiyoruz. Türkiye’deki e-ticaret hacminin önemli bir bölümünün geçtiği ödeme altyapıları PayCore teknolojileriyle çalışıyor. PayCore bugün issuing’den acquiring’e, fraud management’tan takas ve mutabakata; ATM yönetimi ürünlerini, dijital ödeme çözümlerini, EMV teknolojilerini ve processingi uçtan uca üreten ve yöneten bir yapıya sahip. Bizi farklılaştıran bir başka önemli konu da fintek çevikliğini kurumsal disiplinle birleştirebilmiş olmamız. Hızlı hareket edebilen ama aynı zamanda yüksek ölçekli ve kritik öneme sahip (mission-critical) sistemleri güvenle yönetebilen bir organizasyon yapısı ve metodoloji oluşturduk. Biz buna “yapılandırılmış çeviklik” diyoruz. Bugün müşteriler artık sadece teknoloji sağlayıcı aramıyor. Uzun vadeli teknoloji ve dönüşüm partneri arıyor. Biz de kendimizi tam burada konumlandırıyoruz.
GÜÇLÜ TEKNOLOJİ, OLGUN OPERASYON MODELİ
Son yıllarda PayCore tarafında çok büyük bir teknoloji ve altyapı dönüşümü yaşandı. Bu dönüşümün odağında ne vardı?
Son iki yılda çok kapsamlı bir dönüşüm süreci yürüttük. Hem teknoloji altyapımızı hem operasyon modelimizi hem de organizasyon yapımızı yeniden ele aldık. Özellikle processing tarafında sürdürülebilir büyüme ve operasyonel mükemmellik odağıyla ciddi yatırımlar yaptık. Yeni nesil veri merkezlerimizi devreye aldık, altyapımızı modernize ettik ve processing sektörünün en kritik gereksinimlerinden biri olan Topluluk Bulutu Sertifikasyonu’nu tamamladık.
Bu dönüşümün önemli parçalarından biri de Ocean platformunun yeni nesil cloud-native mimariye taşınması oldu. Ocean 3.0 olarak tanımladığımız yeni versiyonumuzla birlikte yalnızca ürünlerimizi değil, processing yaklaşımımızı da modernize ettik.
Bugün geldiğimiz noktada PayCore, çok daha güçlü bir teknoloji altyapısına, çok daha olgun bir operasyon modeline ve daha çevik bir organizasyon yapısına sahip. Bugün finansal teknoloji şirketleri artık sadece yazılım üretmiyor aynı zamanda kritik finansal altyapıları işletiyor. Biz de tüm dönüşümümüzü bu bakış açısıyla şekillendirdik. Bu dönüşümün sonuçlarını bugün hem müşteri memnuniyetinde hem operasyonel kalitede hem de uluslararası projelerde net şekilde görmeye başladık.
MONOLİTİK YAPILARDAN MODÜLER GELECEĞE
Bu dönüşümün merkezinde Ocean 3.0 var gibi görünüyor. Ocean 3.0, PayCore için neden bu kadar stratejik?
Ocean 3.0 bizim için sadece yeni bir ürün versiyonu değil. Yeni nesil ödeme işleme yaklaşımımızın temel platformu. Platformu tamamen cloud-native mimariyle yeniden tasarladık. AWS üzerinde çalışan, API-first yaklaşımıyla geliştirilen, yüksek ölçeklenebilirliğe sahip modern bir processing altyapısı oluşturduk. Bugün dünyada ödeme teknolojileri alanında monolitik yapılardan, daha modüler, servis bazlı ve cloud-native yapılara geçiş yaşanıyor. Ocean 3.0 da tam olarak bu dönüşümün ürünü. Ocean, bugün issuing’den acquiring’e, fraud yönetiminden loyalty’ye (sadakat programları), tokenizasyondan dijital cüzdana kadar Apple Pay, Google Pay, QR ödeme, HCE ve TechPOS gibi ödeme sistemlerinin kritik bileşenlerini tek platform üzerinde sunabiliyor. Bu yaklaşım müşterilere hem çok daha hızlı dönüşüm imkanı sağlıyor hem de operasyonel karmaşıklığı ciddi şekilde azaltıyor.
Nitekim Ocean 3.0’ın bu yaklaşımı, Avrupa’daki ilk büyük referanslarımızdan biri olan Twisto projesinde de somut şekilde karşılığını buldu. Twisto’nun 2026 itibarıyla Ocean 3.0 platformu üzerinden hizmet vermeye başlaması PayCore açısından önemli bir kilometre taşı oldu.
“Ocean bugün issuing’den acquiring’e, fraud yönetiminden loyalty’ye, tokenizasyondan dijital cüzdana kadar Apple Pay, Google Pay, QR ödeme, HCE ve TechPOS gibi ödeme sistemlerinin kritik bileşenlerini tek platform üzerinde sunabiliyor.”
AVRUPA PAZARINDA BİR KİLOMETRE TAŞI: TWISTO
Twisto projesinin ayrıntılarını paylaşabilir misiniz?
Twisto bizim için çok önemli bir referans projesi oldu. Çünkü burada sadece bir processing geçişi yapılmadı. Türkiye’de geliştirilen cloud-native processing platformunun DORA, GDPR gibi regülasyonlarla uyumlu şekilde Avrupa’da canlı işlem yönetmeye başlaması söz konusu oldu.
Twisto ile birlikte Ocean 3.0’ı AWS ortamında Apple Pay ve Google Pay destekli şekilde canlıya aldık. Bu aynı zamanda hibrit deployment (karma dağıtım) ve cloud processing vizyonumuzun Avrupa’daki ilk somut örneği oldu. Bu proje bize şunu net şekilde gösterdi: Cloud-native processing artık geleceğin konusu değil, bugünün gerçeği. Özellikle Avrupa’da dijital bankalar, challenger bankalar ve fintekler çok daha çevik ve esnek altyapılar arıyor. Biz de PayCore olarak bu dönüşümün önemli oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz.
“ Twisto projesi, Türkiye’de oluşan ödeme teknolojisi bilgi birikiminin global ölçekte rekabet edebildiğini göstermesi açısından çok değerli. ”
GLOBAL PAZARDA TÜRKİYE GÜCÜ VE ÜRETKEN YAPAY ZEKÂ VİZYONU
PayCore bugün finansal kurumlara nasıl bir değer önerisi sunuyor?
Bugün finansal kurumlar artık parçalı sistemler yerine uçtan uca entegre çalışan platformlar istiyor. Bizim en önemli avantajlarımızdan biri burada ortaya çıkıyor. Çünkü ödeme ekosisteminin neredeyse tüm katmanlarında teknoloji ve operasyon yetkinliğimiz var. Daha önce de belirttiğim gibi issuing’den acquiring’e, fraud management’tan loyalty ve kampanya yönetimine, EMV kernel çözümlerinden ATM yönetimine kadar çok geniş bir alanda hizmet sunuyoruz. Ama burada asıl önemli konu şu: Müşterilerimizin teknoloji, operasyon ve altyapı karmaşıklığıyla uğraşmasını istemiyoruz. Biz tüm ödeme altyapısını uçtan uca yönetirken onların kendi işlerine ve büyüme hedeflerine odaklanmasını sağlıyoruz.
Müşterilerimize aslında şunu söylüyoruz: “Siz iş hedeflerinize odaklanın; teknoloji, altyapı, operasyon ve processing süreçlerini biz yönetelim.”
Bu yaklaşım müşterilere daha hızlı pazara çıkış, daha düşük operasyonel yük ve daha sürdürülebilir teknoloji yönetimi sağlıyor.
“Siz iş hedeflerinize odaklanın; teknoloji, altyapı, operasyon ve processing süreçlerini biz yönetelim.”
Kesinlikle düşünüyorum. Türkiye ödeme sistemleri konusunda dünyanın en gelişmiş ve en rekabetçi pazarlarından biri. Çok yüksek işlem hacimlerini yöneten, yoğun regülasyonlarla çalışan ve sürekli inovasyon üreten bir ekosistemimiz var. Bu ortamda oluşan know-how aslında global pazarda çok değerli. Çünkü birçok gelişmekte olan ülke bugün kendi finansal altyapısını modernize etmeye çalışıyor. Özellikle kendi ulusal ödeme altyapısını kurmak isteyen ülkelerde ciddi fırsatlar görüyoruz. Çünkü burada sadece teknoloji değil; operasyon modeli, geçiş yönetimi, regülasyon bilgisi ve gerçek saha deneyimi de gerekiyor. PayCore olarak yıllardır Türkiye’de edindiğimiz bu bilgi birikimini artık global pazara taşıyoruz. Biz kendimizi sadece ürün sunan değil, know-how taşıyan stratejik teknoloji partneri olarak konumlandırıyoruz.
Önümüzdeki dönemde PayCore’u nasıl bir vizyonla konumlandırıyorsunuz?
En önemli odağımız global büyüme olacak. Özellikle Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika ve Balkanlar’da cloud processing, dijital ödeme altyapıları ile yeni nesil kart kabul ve POS (acquiring) çözümleri alanında önemli fırsatlar görüyoruz. Bunun yanında operasyonel kaliteyi ve sürdürülebilir büyümeyi de çok önemsiyoruz. Çünkü ödeme sistemleri sektörü temelde güven üzerine kurulu bir sektör.
Önümüzdeki üç yılda finansal altyapı dünyasında en büyük dönüşümün cloud-native processing, API ekonomisi ve yapay zekâ destekli operasyon yönetimi tarafında yaşanacağını düşünüyoruz. Biz de hem platform mimarimizi hem operasyon modelimizi buna göre şekillendiriyoruz. Aynı zamanda yapay zekâ ve üretken yapay zekâ teknolojilerinin ödeme sistemleri dünyasını ciddi şekilde dönüştüreceğine inanıyoruz. Özellikle fraud yönetimi, operasyonel verimlilik, akıllı izleme sistemleri ve müşteri deneyimi alanlarında AI destekli yeni yetenekler üzerinde çalışıyoruz. Bunun yanında üretken yapay zekâ teknolojilerini hem ürünlerimize yeni kabiliyetler kazandırmak hem de yazılım geliştirme ve operasyon süreçlerimizi daha verimli hale getirmek için aktif şekilde değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde ödeme dünyasında fark yaratan konulardan biri de sadece işlem yapmak değil, veriyi akıllı şekilde yorumlayabilmek olacak. Hedefimiz PayCore’u sadece Türkiye’nin güçlü ödeme teknoloji şirketlerinden biri yapmak değil, global ölçekte güvenilen bir finansal altyapı markasına dönüştürmek. Türkiye’de oluşan teknoloji ve mühendislik gücünü global pazarda temsil eden şirketlerden biri olmak istiyoruz.
PSM Magazine’da yayımlanan röportajımıza buradan ulaşabilirsiniz.




